Rapora göre Fransa’da etiketleme uygulamaları hâlâ standartlara uygun değil
Fransa Rekabet, Tüketici İşleri ve Dolandırıcılıkla Mücadele Genel Müdürlüğü’nün yakın zamanda yayınladığı rapora göre, zeytinyağı ve ilgili ürünlerin satışına ilişkin yanıltıcı pazarlama bilgilerinin düzenlenmesi konusunda hâlâ daha fazla düzenleme yapılması gerekiyor.
Fransız Rekabet, Tüketici İşleri ve Dolandırıcılıkla Mücadele Genel Müdürlüğü (DGCCRF), kurumun internet sitesinde yayınlanan bir rapora göre, “2016 yılında yürütülen yıllık denetim planının bir parçası olarak” gerçekleştirilen zeytinyağı kalitesi araştırmasının sonuçlarını açıkladı.
DGCCRF, kontrol planının ürün güvenliğini izlemek ve tüketicinin ekonomik korunmasını sağlamak amacıyla yürütülen daha geniş kapsamlı bir misyonun parçası olduğunu belirtiyor. Sonuçlar pek umut verici değildi; toplanan 139 numunenin 67'si (yüzde 48'i) mevcut standartlara uymuyordu.
Bu son araştırma, zeytinyağı ve bileşiminde zeytinyağı bulunan diğer ürünler için uygun pazarlama standartlarını etkin bir şekilde oluşturmak amacıyla Avrupa Birliği tarafından sürdürülen çabaların bir sonucu olarak ortaya çıktı.
13 Ocak 2012 tarihinde kabul edilen (AB) 29/2012 sayılı Tüzük, zeytinyağının kendine özgü duyusal ve besinsel özelliklerinin onu diğer bitkisel yağlar arasında benzersiz kıldığını açıklamaktadır. Belge, tarım uygulamalarının farklı bölgelerde değişiklik gösterdiği için “kalite ve tatların coğrafi kökenlerine göre önemli ölçüde farklılık gösterdiğini” belirtmektedir. Bu durum sonuçta “aynı yağ kategorisi içinde piyasayı bozan fiyat farklılıklarına” yol açmaktadır. Bu tür farklılıklar, zeytinyağını menşe ülkesine göre daha az farklılık gösteren diğer bitkisel ürünlerden ayırmaktadır.
DGCCRF’nin raporu, sonuçları 2017’de yayınlanan 2015 zeytinyağı kontrol planının ardından gelmektedir. O dönemde, olumsuz hava koşullarının, zeytin sineğinin yaygınlığının ve Xylella fastidiosa patojeninin ürünün fiyatını artırdığı ve “rekabeti artıran bu fiyat baskısının, yüksek oranda uygunsuzluğa yol açan sık sık görülen sahtekarlıkların nedeni olduğu” belirtilmişti. Söz konusu raporda, test edilen ürünlerin yüzde 41’inin yönetmeliklere uymadığı belirtilmişti.
2018 raporunda, “araştırmacılar tarafından gözlemlenen eksikliklerin çoğunun ürün etiketlemesiyle ilgili olduğu” belirtilmektedir. DGCCRF tarafından tespit edilen etiketleme tutarsızlıkları, esasen organoleptik özelliklere ilişkin uyuşmazlıklar veya “fizikokimyasal parametrelere uyumsuzluk” olarak sınıflandırılmaktadır. Analizler, duyusal tanımlamalarla ilgili bazı yanıltıcı etiketlemeler tespit etse de, rapor “menşe belirtilmemesi” ve “net hacim ile yağ kategorisinin zorunlu olarak belirtilmemesi” ile ilgili yanlış pazarlama bilgilerine odaklanmaktadır.
Çalışma boyunca birkaç özel endişe konusu ortaya çıkmış ve bunlar standart etiketleme uygulamalarının değiştirilmesine yardımcı olabilir. Dikkat çekici bir şekilde, DGCCRF, kurallara uymayan ürünler için “uygunsuzluk oranının”, “menşe belirtiminin kesin olmadığı ve yağın en yüksek üretim hacmine sahip ülkelerden geldiği durumlarda daha yüksek” olduğunu belirlemiştir.
“Laboratuvar tarafından lampante sınıfına giren bir zeytinyağını gıda zincirinde pazarlayan bir şirket” ve analizler sonucunda bitkisel yağların karışımı olduğu ortaya çıkan ürünleri “süper sızma zeytinyağı” adı altında satan bir başka şirket de dahil olmak üzere başka ihlaller de tespit edildi. Toplamda, bu test turu 71 uyarı, 39 ihtiyati tedbir ve 3 “imha için valilik kararı” ile sonuçlandı.
DGCCRF’nin bu türdeki son raporunu yayınlamasından bu yana, anormallik gösteren ürünlerin oranı yüzde 41’den yüzde 48’e çıktı. Ancak bu son raporda, “denetimler sırasında tespit edilen uygunsuzluk oranı, denetimlerin araştırmacıların elindeki bilgilere göre ‘hedefli’ olarak yapıldığı için piyasanın gerçek durumunu yansıtmamaktadır” denilmektedir.
Soruşturmalar yoluyla elde edilen bilgiler, gelecekteki ihlalleri etkili bir şekilde engelleyebilecek uygun önlemlere dönüşecek mi, henüz belli değil.