Türk zeytin devi Marmarabirlik’in Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa ile Soru-Cevap
Dünyanın en büyük zeytin üreticisi olduğunu iddia eden Marmarabirlik, giderek genişleyen ürün yelpazesiyle yeni pazarlara yöneliyor.
Türkiye’nin en büyük zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden biri olan Marmarabirlik, 1954 yılında Tarım Satış Kooperatifleri Birliği olarak kurulmuş olup, karşılıklı yardımlaşma ve işbirliği içinde yüksek kaliteli zeytin yetiştirip pazarlamaktadır. İdari merkezi Bursa’da bulunan birliğin bünyesinde Gemlik (1942), Mudanya (1951), Orhangazi (1955), İznik (1970) kooperatiflerini; Balıkesir’deki Erdek (1952), Edincik (1976) ve Marmara Adası (1988) kooperatiflerini; Tekirdağ’daki Mürefte (1986) kooperatifini kapsamaktadır. Marmarabirlik’in ana faaliyeti, Güney Marmara Bölgesi’ndeki ortaklar tarafından yetiştirilen zeytinleri sofralık zeytin, zeytinyağı ve zeytin ezmesi olarak işlemek ve bunları yurtiçi ve yurtdışı pazarlara pazarlamaktır. Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, şirket ve sektörle ilgili sorularımızı yanıtladı. Marmarabirlik’te yaklaşık 600 kişi çalışmaktadır.
OOT: Marmarabirlik’in bugün sektörde hangi konumda olduğunu bize anlatabilir misiniz?
HA: Marmarabirlik, Türkiye’nin en büyük zeytin üreticilerinden biri ve en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. İstanbul Ticaret Odası listesinde 345. sırada, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası listesinde ise 41. sırada yer alıyoruz. Şirketimiz, 403.000 metrekare toplam alana, 136.000 metrekare (450.000 sq. ft.) bina alanına ve 70.400 ton depolama kapasitesine sahiptir. Modern tesislerindeki hijyenik ortamda günde yaklaşık 150 ton zeytin paketleme ve 220 ton zeytinyağı üretimi ve dolumu kapasitesiyle, Türk ekonomisine katma değer sağlayan çok önemli bir sanayi kuruluşudur.
Marmarabirlik, bölgede yetiştirilen sofralık siyah zeytinin yaklaşık %40-45’ini satın alıp işliyor ve ürünlerini Türkiye içinde 53 şehirdeki 60 acente aracılığıyla, ayrıca Almanya, Danimarka, İsviçre, Bulgaristan ve Avrupa’nın yanı sıra Kanada, Avustralya ve Amerika’ya da sunuyor. Geçen yıl, 25.000 ton zeytin, zeytin ezmesi ve zeytinyağı satışımızdan elde ettiğimiz gelir 144.572.000 liraya (yaklaşık 95 milyon ABD doları) ulaştı.
Marmarabirlik, lisanslı ticaret depolama alanında da lider konumdadır.” Şirketimiz, IMF (Uluslararası Para Fonu) tarafından sağlanan hibelerle lisanslı zeytin ve zeytinyağı depoları inşa etmiştir. Üretici üyelerimiz ürünlerini teslim ettiklerinde, bu ürünler için mevduat makbuzları alacak ve bunları nakit olarak kullanabileceklerdir. Bursa’nın Başköy ilçesindeki lisanslı ticaret depolama tesisinin zeytin kapasitesi 5.000 ton, Erdek’tekinin ise 8.000 tondur. Ayrıca Başköy’deki tesisin zeytinyağı kapasitesi 4.000 tondur.
OOT: Türkiye’nin zeytinyağı üretimi ve tüketimi konusundaki mevcut durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?
HA: Genel olarak ülkemizde zeytinyağı üretimi 120.000 ile 170.000 ton arasındadır. Yurtiçi tüketim ise 100.000 tonun altındadır. AB (Avrupa Birliği) ülkelerinin uyguladığı vergi ve kota kısıtlamalarının zeytinyağı ihracatını oldukça zorlaştırdığına inanıyorum.
OOT: Peki ya Türkiye’deki zeytinyağı kültürü?
HA: Türkiye’deki zeytinyağı kültürü hâlâ gelişme aşamasındadır. Zeytinyağı, Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde bilinmekte ve tüketilmektedir; ancak Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde tüketim gerçekten çok düşüktür. Komşu ülkemiz Yunanistan’da kişi başına zeytinyağı tüketimi yaklaşık 20 kg iken, ülkemizde bu rakamın sadece 2 kg civarında olması üzücü.
OOT: Zeytinyağı sektörü finansal krizden etkilendi mi? Etkilendiyse, nasıl?
HA: Öncelikle, zeytinyağının maliyet konusunu açıklığa kavuşturmak önemlidir. Günümüz koşullarında, zeytinyağı üretimi için zeytin maliyeti 1 Türk lirası (yaklaşık 65 sent) üzerindedir. Düşündüğümüzde, yaklaşık 5 kg zeytinden 1 kg zeytinyağı üretebiliyoruz; bu da zeytinyağının brüt maliyetinin (kg başına) ambalajlama öncesi 5 lira ($3,27) olduğu anlamına geliyor. Depolama, paketleme ve pazarlama gibi ek maliyetler de eklendiğinde rakamlar daha da yükseliyor. Fiyatlar yükseldiğinde tüketiciler, eninde sonunda daha ucuz bitkisel yağ seçeneklerini tercih edecektir. Ancak, hem sağlık yararları hem de üreticileri ve zeytinyağı gibi bu önemli ürünü desteklemek amacıyla tüketicilerimizi daha fazla zeytinyağı almaya teşvik etmek gerekiyor.
OOT: Marmarabirlik’in dış pazarlardaki performansı nasıl? İhracat artıyor mu?
HA: Son 6 yılın ilk 7 ayını karşılaştırırsak, ihracat miktarlarımızın %19 ile %82 arasında, ihracat hacmimizin ise %24 ile %118 arasında arttığını söyleyebiliriz. Bahsedilen bu rakamlar, Marmarabirlik’in uluslararası pazardaki payının her geçen yıl arttığını göstermektedir. Özellikle 2010 yılında Marmarabirlik, Güney Afrika, Dubai, Gürcistan ve Yeni Zelanda gibi yeni pazarlara girmeyi başardı. Gelecekte ihracatımızı artırmak için planlar yapıyoruz ve Japonya, Irak, İran, Rusya ve Ukrayna gibi yeni pazarlara girmeyi hedefliyoruz.
OOT: Şirketin gelecekteki projeleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
HA: Marmarabirlik’in yıllık sızma zeytinyağı üretimi yaklaşık 1500 tondur. 4000 ton kapasiteli lisanslı zeytinyağı depolama tesisi, sadece Marmarabirlik’e üye üreticilere değil, diğer üreticilere de hizmet vermektedir. Marmarabirlik, üye tarım kooperatiflerinin ürettiği zeytinlerin paketlemesini yapıyor ve şu anda piyasaya barkodlu 332 ürün sunuyor. Marmarabirlik, kısa süre önce zeytinyağı sabunları ve zeytin çiçeği kolonyası ürünleri için de barkod aldı.
Ar-Ge birimleri sayesinde Marmarabirlik, bilimsel olarak sağlığa zararlı olduğu kanıtlanmış olan ürünlerindeki tuz miktarını azaltmaktadır. Buna ek olarak ve pazar talebine uygun olarak, Marmarabirlik zeytinleri olgunlaşmadan toplama alışkanlığını terk etti ve dilimlenmiş yeşil ve siyah zeytinleri piyasaya sürmeye başladı. Böylece Marmarabirlik, iç ve dış pazarlara alternatif ürünler sunarak bir avantaj elde ediyor. Bu nedenle, dünyanın en büyük zeytin üreticilerinden biri olmayı hak ediyor.
OOT: Türkiye’deki zeytinyağı sektörü şu anda hangi zorluklarla karşı karşıya?
HA: Türkiye’deki zeytin üreticileri için ana pazar AB’dir ve Almanya bu pazarın en önemli kısmını oluşturmaktadır. Bunun nedeni, bu pazarlarda etnik nüfusun yüksek olmasıdır. Bu durum, dünyadaki diğer ülkeler için de geçerlidir.
Aynı zamanda, iç pazarın daralması, verimin artması ve kolaylık nedeniyle AB pazarını hedefleyen tüm üreticiler, düşük kâr oranları ve azalan rekabet gücüyle pazarın daralmasına neden olmaktadır. Bu nedenle ihracatçılarımız yeni pazarlara yönelmeli, etnik nüfusa göre değil genel olarak pazarın değerini kavramalı, bu bağlamda yatırım ve marka politikalarını gözden geçirmeli ve en önemlisi tüketicilerin tercihlerine uygun üretim yapmalıdır. Sonuçta her şey Ar-Ge faaliyetlerine önem vermeye bağlıdır.
Kısaca ifade etmek gerekirse, hammadde sıkıntısı olmamasına rağmen asıl sorun hammaddelerin işlenme tekniğidir. Yani, ya ihracat pazarlarının beklediği kalite düzeyinde bir sorun var ya da işleme tekniğinde bir sorun var diyebiliriz. Lezzet kalitesi açısından etnik pazarlarda bir sorun olmayabilir, ancak ihracat pazarlarının yerel tüketicileri ve tüketim alışkanlıkları farklı olabilir.
OOT: Sektörü bir bütün olarak ilerletmek için ne yapılmalıdır?
HA: Her şeyden önce, zorlu piyasa koşullarına uygun rekabetçi fiyatlarla satış yapabilmeliyiz ve daha fazla ürün geliştirmeliyiz. Aynı zamanda, tüketicilerin zevklerine ve tercihlerine uygun, tüketici memnuniyetini sağlayacak ürünler sunabilmeliyiz. Tüketici memnuniyeti kaçınılmaz olarak üreticilere de yansıyacaktır. Bu nedenle, kaliteli ve hijyenik üretimle tüketicilerin beğenisini kazanmaya odaklandık. Satış ve pazarlama ağımızı genişlettik. Bayilik sistemini canlandırmak ve zincir mağazaların raflarında daha fazla Marmarabirlik ürünü yer almasını sağlamak için ekip olarak çabalarımızı artırdık. 2010 yılının ilk yarısına ait satış rakamları, doğru yolda olduğumuzu göstermektedir. Her gün çıtayı yükseltirken, üretici ortaklarımızla kurduğumuz ittifak sayesinde başarımız da giderek artmaktadır.