Araştırma, Avrupa ve Kuzey Amerika’da kuraklıkların artacağını öngörüyor
Columbia Üniversitesi Dünya Enstitüsü’ndeki bilim insanları, iklim modelleri ve ağaç halkalarını inceleyerek, dünyanın birçok yerinde, özellikle de Kuzey Amerika ve Avrasya’daki bölgelerde benzeri görülmemiş bir kuraklık döneminin yaşanacağını öngörüyor.
Nature dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, insan kaynaklı sera gazlarının bir asırdan fazladır kuraklığın bir nedeni olduğunu ortaya koyuyor.
Çalışma kapsamında, Columbia Üniversitesi Earth Institute'daki bilim insanları, sıcaklık ve yağış bilgilerini kullanarak göreceli kuruluğu tahmin eden ve kuraklığı ölçen Palmer Kuraklık Şiddet Endeksi'nin yeniden yapılandırmalarını incelediler ve bunları 600 ila 900 yıllık ağaç halkalarından elde edilen verilerle karşılaştırdılar.
Öğrendiğimiz en önemli şey, iklim değişikliğinin yirminci yüzyılın başlarında küresel kuraklık modellerini etkilemeye başladığıdır. İklim değişikliği devam ettikçe bu modelin ortaya çıkmaya devam etmesini bekliyoruz.
Ağaç halkaları, sera gazlarının oluşumu şeklinde insan faaliyetlerinden etkilenmeden önceki hava düzenlerini incelemek için bir temel olarak kullanıldı. Her iki veri seti de benzer kuraklık düzenleri gösterdi ve bu temelde, sonuçlar sera gazları üzerindeki insan etkisinin açık bir işaretini ortaya koydu.
Bilim adamları, iklim modellerini inceleyerek üç farklı dönem belirlediler. Çalışmada, 1900'den 1949'a kadar olan yüzyılın ilk yarısında, sera gazı üretimi nedeniyle küresel ısınmanın etkilerinin belirtilerinin zaten açıkça görüldüğü belirtiliyor.
Ayrıca bakınız: İklim Değişikliği HaberleriÇalışmanın ortak yazarı Benjamin Cook, "Öğrendiğimiz en önemli şey, iklim değişikliğinin yirminci yüzyılın başlarında küresel kuraklık modellerini etkilemeye başladığıdır" dedi. "İklim değişikliği devam ettikçe bu modelin ortaya çıkmaya devam etmesini bekliyoruz."
1950 ile 1975 arasındaki dönem, “küresel aerosol zorlamasında artış” ile karakterize edildi. Bu dönemde, büyük miktarlarda endüstriyel aerosol kullanımı zirveye ulaştı ve bulut oluşumunu, yağışları ve sıcaklıkları etkiledi. Ayrıca bu dönemde atmosferdeki sera gazı miktarı arttı, ancak bu durum aerosollerin etkileriyle gizlenmiş olabilir.
Çalışma, 1981'den günümüze kadar olan daha yakın yıllarda, “sera gazı zorlamasının sinyalinin mevcut olduğunu, ancak henüz yüksek güvenilirlikle tespit edilemediğini” belirtiyor.
Son on yıllarda aerosol kirliliğinin kullanımında bir azalma olsa da, endüstriyel faaliyetler artmış ve bu da emisyonların ve sıcaklıkların yükselmesine neden olmuştur. İklim değişikliğinin hidroiklim üzerindeki etkileri, 2000 yılından bu yana özellikle belirgin hale gelmiştir.
“Bu akıl almaz bir durum,” diyor baş yazar Kate Marvel. “İnsan kaynaklı sera gazlarının hidroiklim üzerindeki etkilerinin çok net bir işareti var.”
Araştırmacıların gözlemlerinden çıkarılan sonuçlara göre, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Avrasya ve Akdeniz’in büyük bir kısmında toprağın kuruma eğilimi artarken, Hint Yarımadası daha nemli hale gelmiştir.
Yakın gelecekteki kuraklık tahminlerine gelince, görünüm karamsar. Çalışma, dünyanın birçok bölgesinde, özellikle de durumun daha da ciddi olabileceği Kuzey Amerika ve Avrasya bölgelerinde, benzeri görülmemiş bir kuraklık dönemi yaşanacağını öngörüyor. Dünyanın bazı tarım alanları kuruma riski altında ve hatta kalıcı olarak kurak hale gelebilir. Bu eğilimlerin insan nüfusu üzerinde olumsuz etkileri olması muhtemel.
Yağışlara gelince, tahminler önümüzdeki yıllarda Orta Amerika, Meksika, ABD'nin orta ve batı bölgeleri ile Avrupa'da yağış miktarının aynı kalacağını veya artacağını öngörmektedir. Ancak aynı zamanda sıcaklıkların artması ve bunun sonucunda dünyanın bu bölgelerinde topraktan daha fazla nemin buharlaşması beklenmektedir.
Akdeniz bölgesinde ise yağışların azalması ve sıcaklık nedeniyle buharlaşmanın artması beklenmektedir. Pasifik ve Hint Okyanuslarının ısınması nedeniyle Hint Yarımadası'nda yağışların artacağı öngörülmektedir, ancak yağış düzeni öngörülemez olabilir ve fırtınaların görülme olasılığı artabilir.