Dünya liderleri COP29'u görmezden gelerek iklim mücadelesini tehlikeye atıyor

Sözde “finans COP’u”, yoksul ülkelerin iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele edebilmesi için gerekli finansmanı sağlamaya odaklanıyor.

1995’teki ilk toplantısından bu yana en az ilgi gören Birleşmiş Milletler iklim değişikliği konferanslarından biri, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenleniyor. Yaklaşık 200 ülkeden hükümet temsilcileri ve müzakereciler, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik dünyanın atacağı sonraki adımları tartışmak üzere bir araya geliyor.

Bu yılki 29. Taraflar Konferansı’na (COP29), zirvenin ilk günlerinde liderlerin katılımcılara hitap etmesini öngören standart protokolün aksine, çok sayıda dünya lideri katılmıyor. 

ABD Başkanı Joe Biden, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Olaf Scholz ve Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba dahil olmak üzere dünyanın en büyük ekonomilerinin liderleri konferansa katılmıyor.

Ayrıca bakınız: 485 Milyon Yıllık İklim Tarihi Bize Bugünün Krizi Hakkında Neler Anlatıyor?

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, komisyonun başkanı olarak ikinci beş yıllık dönem için yeniden seçilmesine rağmen, Bakü'de yer almıyor.

Climate Analytics'ten iklim bilimci Bill Hare, "Bu, harekete geçme konusunda siyasi irade eksikliğinin bir göstergesidir" dedi. "Hiçbir aciliyet duygusu yok."

COP29’un açılış gününde yaptığı konuşmada Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, 2024 yılını “insanlık tarafından yaratılan yıkımın en iyi örneği” olarak nitelendirdi ve insan kaynaklı iklim değişikliğinin dünya çapında felaketleri körüklediğini ekledi.

“Bir sonraki kasırga vurmadan önce canlarını kurtarmak için kaçan aileler; dayanılmaz sıcaklıkta bayılan işçiler ve hacılar; toplulukları yerle bir eden ve altyapıyı yıkan seller; kuraklık mahsulleri tahrip ederken çocuklar aç yatıyor,” dedi Guterres. Tüm bu felaketler ve daha fazlası, insan kaynaklı iklim değişikliği tarafından daha da şiddetlendiriliyor.” 

Portekizli si­ya­si ve diplo­mat, bir yıl önce yapılan COP28’den bu yana dünya çapında sera gazı emisyonlarının arttığına da dikkat çekti. 

Avrupa Birliği’ne ait Copernicus Gözlemevi de, 2024 yılının en sıcak yıl olma yolunda ilerlediğini ve gezegenin ortalama yüzey sıcaklığının bu yıl 1,5 ºC eşik sınırını aşmasının muhtemel olduğunu uyardı.

Geçen yıl Dubai’de düzenlenen COP28’de katılımcılar, insan kaynaklı iklim değişikliğinin başlıca nedeni olarak görülen enerji üretimi için fosil yakıt kullanımını ortadan kaldırmaya yönelik bağlayıcı olmayan bir anlaşmaya vardı. Ayrıca, yoksul ve iklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkelere yardım etmek amacıyla bir kayıp ve hasar fonu kurmayı da kabul ettiler.

Bu yılki zirvenin ana hedefi, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğinin etkileriyle başa çıkabilmeleri için fonları artırmaktır. 

Ekonomistler, COP29 katılımcılarına, yoksul ülkelerin iklim değişikliğinin etkilerini etkili bir şekilde hafifletmek için 2030 yılına kadar yıllık 1 trilyon dolar (950 milyar avro) harcamaları gerekeceğini söylediler. 

Yıllık COP zirveleri, dünyanın en sanayileşmiş ve zengin ülkelerinin insan kaynaklı iklim değişikliğinden başlıca sorumlu olduğu ve bu nedenle küresel ısınmanın etkileriyle mücadele konusunda orantılı bir yük üstlenmeleri gerektiği fikrine dayanmaktadır. 

Ancak, her ülkenin ne kadar katkı yapması gerektiğini belirleyen evrensel bir kural mevcut değildir. Çoğu Avrupa ülkesi yıllar boyunca önemli katkılarda bulunurken, ABD, Kanada ve Avustralya gibi diğer zengin ülkeler, ekonomilerinin büyüklüğüne orantılı fon sağlamadıkları için eleştirilmiştir. 

Buna ek olarak, iklim değişikliğine şüpheci yaklaşan Donald Trump’ın ABD’nin bir sonraki başkanı olarak seçilmesi de COP29 görüşmelerine gölge düşürdü.

Ancak, COP29'da ABD heyetine başkanlık eden ABD iklim elçisi John Podesta, zirve katılımcılarına seçim sonuçlarına rağmen ABD'nin iklim eylemlerinin devam edeceği konusunda güvence verdi. 

Bu arada, Papua Yeni Gine gibi iklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkelerin liderleri, zengin ülkelerin tepki vermedeki yavaşlığını gerekçe göstererek COP29'u boykot etti. 

Güneybatı Pasifik Okyanusu'nda 10 milyon nüfusa sahip bir ada ülkesi olan Papua Yeni Gine, aşırı yüksek gelgitler ve dünya ortalamasına kıyasla yılda iki kat daha hızlı yükselen deniz seviyeleriyle karşı karşıya. 

Başbakan Justin Tckatchenko, COP29'un açılışından önce, Papua Yeni Gine, tüm küçük ada ülkeleri yararına bu tavrı sergiliyor” dedi. “Halkımız iklim değişikliğinin yıkıcı sonuçlarına maruz kalırken, artık boş vaatlere ve eylemsizliğe tahammül etmeyeceğiz.”