Araştırmaya göre Akdeniz diyeti kilo vermede etkili

Akdeniz diyetinin farklı versiyonlarını uygulayan obez denekler sadece kilo vermekle kalmadı, aynı zamanda verdikleri kiloyu korumayı da başardılar.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yetişkinlerin yüzde 35,7’sinde görülen obezite, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne göre kalp hastalığı, felç, tip 2 diyabet ve bazı kanser türleri riskini artırdığı için ciddi bir sağlık tehlikesi oluşturmaktadır. Kilo vermek bu kronik hastalıkların riskini azaltmaya yardımcı olsa da, kilo vermeyi deneyen herkes bunun, kaybedilen kiloların geri alınmasıyla daha da zorlaşan zorlu bir mücadele olduğunu bilir.

Ancak, kilo verme yolculuğunda olanlar için bilim dünyasından umut verici haberler var. Yakın zamanda yapılan bir araştırmanın araştırmacıları, 12 aylık bir süre boyunca iki kez tekrarlanan üç farklı Akdeniz diyeti uygulayan 89 obez deneğin sadece kilo vermekle kalmayıp, verdikleri kiloları korumayı da başardıklarını buldu.

Çalışmanın ilk 20 gününde, denekler sadece 30 gram karbonhidrat ve 976 kalori sağlayan, çoğu protein ve yağdan gelen ketojenik veya çok düşük karbonhidratlı bir Akdeniz diyeti uyguladılar.

Bu kilo verme aşamasında, diyette ekmek, pirinç, makarna, yoğurt, süt, alkol, çay ve kahve yer almıyordu; ancak sığır eti, dana eti, balık, şarküteri ürünleri, kümes hayvanları, pişmiş ve çiğ yeşil sebzeler, yumurta, peynir, çay, kahve ve özel protein ve lifli yemeklerin sınırsız tüketimi dahil edildi.

Bu kadar düşük karbonhidrat alımının etkilerini dengelemek için denekler, halsizlik ve yorgunluk hissini önleyen, glisemik kontrolü iyileştirmeye yardımcı olan ve safra salgısını artıran bir bitki özütü de tükettiler.

Yine 20 gün süren çalışmanın ikinci aşamasında, denekler 91 gram karbonhidrat ve ortalama 1.111 kalori sağlayan düşük karbonhidratlı bir Akdeniz diyeti uyguladılar. Bu iki aşamanın sonunda, denekler ortalama yaklaşık 10 kilogram verdiler.
Ayrıca bakınız: Zeytinyağının
Sağlık Faydaları Sonraki dört ay boyunca denekler, 261 gram karbonhidrat ve 1.800 kalori sağlayan normal bir Akdeniz diyetini uyguladılar. Çalışmanın bu üçüncü, yani idame aşamasında denekler, Akdeniz diyetini oluşturan tüm gıdaları tükettiler: tam tahıllı ekmek, makarna, tam buğday, pirinç, patates, yumurta, kümes hayvanları, balık, et, sebzeler, baklagiller, meyveler, zeytinyağı, tam yağlı süt ve şarap.

Akdeniz diyetini dört ay uyguladıktan sonra, denekler çalışmanın üç aşamasını bir kez daha geçtiler – 20 gün çok düşük karbonhidratlı ketojenik diyet; 20 gün düşük karbonhidratlı diyet; ve altı ay normal Akdeniz diyeti.

Araştırmacılar, çalışmanın son altı ayının sonunda deneklerin ortalama ağırlığının yaklaşık 84 kilogram olduğunu ve bu rakamın başlangıçtaki ortalama 100 kilogramdan 16 kilogram azaldığını bildirdi. Çalışmanın sonunda deneklerin vücut yağ yüzdesinde de önemli bir azalma görüldü.

Deneklerdeki kilo ve yağ kaybının çoğu, Akdeniz diyetinin çok düşük ve düşük karbonhidratlı versiyonlarını uyguladıkları dönemde gerçekleşti. İyi haber ise, deneklerin çoğunun normal Akdeniz diyetini uyguladıkları dönemde kilo verme aşamalarında kaybettikleri kiloları geri almamış olmalarıydı.

Çalışmanın bir diğer faydası ise, 12 aylık sürenin sonunda kanındaki toplam kolesterol, LDL kolesterol, trigliserit ve glikoz seviyelerinde bir düşüş görülmesiydi.

Uluslararası Gıda Bilgi Konseyi Vakfı'nın 2013 yılında bildirdiği rakamlara göre, bu çalışmanın umut verici sonuçları, kilo vermeye çalışan Amerikalıların yüzde 56'sına ve kilolarını korumaya çalışan yüzde 27'sine umut vermektedir.

Ancak, çalışmanın yazarları, deneklerin %88'inin diyet planına yüksek oranda uymasının bu çalışmanın başarısından sorumlu olduğu sonucuna varmıştır. Önerilen diyeti takip edemeyen ve eski beslenme alışkanlıklarına geri dönen denekler, kaybettikleri kiloları geri almıştır. Bu nedenle, bu tedavi modelini kullanarak uzun vadeli kilo kaybı elde etmek ve bunu sürdürmek, Akdeniz diyetini bir yaşam tarzı değişikliği olarak benimsemeye kararlı olmayı gerektirir.