Akdeniz Diyeti, Prostat Kanseri Olan Erkeklerde DNA Hasarını Azaltıyor
Araştırmacılar, değiştirilmiş Akdeniz diyetine uyulmasının, tümör oluşumuna yol açabilecek DNA hasarını azalttığını tespit ettiler.
Uluslararası Dünya Kanser Araştırma Fonu’na göre, prostat kanseri dünya çapında erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türüdür.
Sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde, her yedi erkekten birine yaşamı boyunca prostat kanseri teşhisi konacaktır. Amerikan Kanser Derneği, 2015 yılında 220.800 yeni vaka ve 27.540 prostat kanseri ölümünün olacağını tahmin etmektedir.
Aile öyküsü ve yaş, prostat kanseri riskini artıran iki faktör olmakla birlikte, beslenmeyle de yadsınamaz bir bağlantı bulunmaktadır.
Nutrients dergisinde yayınlanan bir araştırma makalesine göre, özellikle beslenmeyle alınan yağ, oksidatif stresi artırmada ve prostat kanserinin gelişmesinde kritik bir rol oynamaktadır.
Antioksidanlar ve reaktif oksijen türleri arasındaki dengesizliğin yol açtığı oksidatif stres, DNA hasarına yol açtığında normal hücreler kanserli hale gelebilir. DNA hasarının neden olduğu bazı mutasyonlar, tümörlerin gelişmesine yol açabilir.
Batı diyetinde bulunan hayvansal yağlar, trans yağlar ve doymuş yağlar, prostat spesifik antijen (PSA) düzeyleri, prostat kanseri riski ve prostat kanserinden kaynaklanan ölüm riski ile pozitif bir ilişki içindedir. Öte yandan, Akdeniz diyetinde bulunan tekli doymamış yağ asitleri, çoklu doymamış yağ asitleri ve bitkisel yağlar, prostat kanseri gelişme riski veya prostat kanserinden kaynaklanan ölüm riskinin azalmasıyla ilişkilidir.
Prostat kanseri hastalarının Batı tipi beslenme düzenini değiştirmenin DNA hasarı ve iltihap belirteçlerini etkileyip etkilemeyeceğini belirlemek için, Yeni Zelanda'daki Auckland Üniversitesi'nden araştırmacılar, prostat kanseri olan 20 erkeğe üç ay boyunca değiştirilmiş Akdeniz tarzı bir beslenme müdahalesini uygulamalarını istedi. Çalışmanın sonunda, gıdanın kanser üzerindeki etkisini değerlendirmek için ideal bir biyobelirteç olan alkali komet testi kullanarak DNA hasarını değerlendirdiler.
Erkeklerden, haftada bir kez 30-50 gram karışık tuzsuz tohum, 15 mL sızma zeytinyağı ve yağlı balık alımını içeren değiştirilmiş bir Akdeniz diyetini uygulamaları istendi. Diyet, süt ürünleri alımını günde bir porsiyona indirdi, tereyağını zeytinyağı bazlı sürülebilir yağla değiştirdi ve kırmızı et alımını 400 gramın altına düşürdü. Ayrıca, erkeklerin işlenmiş etlerden ve yüksek sıcaklıkta pişirilmiş etlerden kaçınmaları ve kırmızı eti yağlı balık veya beyaz etle değiştirmeleri istendi. Diyete uyumu kolaylaştırmak için araştırmacılar deneklere somon ve sızma zeytinyağı sağladı.
Çalışmanın sonuçları umut vericiydi. Araştırmacılar, değiştirilmiş Akdeniz diyetine uyum arttıkça DNA hasarının azaldığını ve zeytinyağı alımı ile DNA hasarı arasında ters bir ilişki olduğunu buldular. Öte yandan, süt ürünleri ve kırmızı et tüketiminin artmasıyla DNA hasarının arttığı bildirildi.
Yazarlar ayrıca, tam kanda tekli doymamış yağ asitleri ve oleik asit düzeylerinin yüksek olmasının DNA hasarının azalmasıyla ilişkili olduğunu, omega-6 çoklu doymamış yağ asitlerinin yüksek düzeylerinin ise DNA hasarının artmasıyla ilişkili olduğunu buldular.
Değiştirilmiş Akdeniz diyetinin faydaları, bazı deneklerde üç aylık sürenin sonunda kilo kaybı ve genel bir iyi hissetme duygusunu da içerecek şekilde genişledi.
Genel sonuçlar, Batı beslenme düzeninin balık ve zeytinyağı içeren değiştirilmiş Akdeniz beslenme düzenine dönüştürülmesinin, prostat kanseri olan erkeklerde DNA hasarını azaltmada faydalı olabileceğini göstermektedir.